22/9/2006

Dilek taşı

Gözümde canlanır koskoca mazi
Sevdiğim nerede ben neredeyim
Suçumuz neydiki ayrıldık böyle
Kaybolmuş benliğim ben ne haldeyim

Efkarım birikti sığmaz içime
Bin sitem etsemde azdır kadere
Gülmeyi unutan yaşlı gözlerim
Mutluluktan haber ver dilek taşı
 
Bir hayal tufanı eser başımda
Hangi yana baksam durur karşımda
Artık tüm ümitler yabancı bana
Onu aramaktan ben ne haldeyim
 
Efkarım birikti sığmaz içime
Bin sitem etsemde azdır kadere
Gülmeyi unutan yaşlı gözlerim
Mutluluktan bir haber ver dilek taşı

15/9/2006

Aşka ve Terke Dair

Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk
edebilirsiniz.
Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında...
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç
çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin
konusudur.
Göz yaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak,
coşunca öptüğünüz bir bayrak...
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz;
"Ölmek var, dönmek yok"tur.
Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını...
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya... Şurasından,
burasından eleştirmeye koyulursunuz:
"Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..."
Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye
başlarsınız.
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın
gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden
böyle miydi ya.." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı;
açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından...
Böyle süremeyeceğini bilirsiniz. Değişsin istersiniz.
O, sevgisizliğinize yorar bunu... İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde
ihanetin bedeli ölümdür.
"Ya sev böyle ya da terk et" diye gürler...
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden...
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze...
Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder.
Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi
defterden...
"İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız
yaşamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz.
İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz...
"Madem öyle..."nin çağı başlar ondan sonra...
Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, madem ki
kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmiştir".
Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz.
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece...
Daha özgür olacağınız limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki
unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni... Etrafı bir sürü
uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Deli kanlılar, eli kanlılar,
uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini...
Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye...
Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla...
"Bana ne... kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre...
Ama sonra... ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından
süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden...
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu
özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi,
elinden bir kadeh rakı içmeyi...
Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına
fısıldasın diye...
Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden...
Dönemezsiniz.
Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz...
Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu...
Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz

___________________________________________________

15/9/2006

yanılcaksın

Yanılacaksın
Geldiğinde
Yetim bıraktığın yüreğimi iki parça göreceksin
Sol yanımı gözyaşında sel olmuş
Sağ yanımı kan içinde solmuş bulacaksın
Dayanamayacaksın sensiz bu halime
Hep acılarında sevgisine dayandığın
Bu adamı yerinde bulamayacaksın...
Çünkü o sağlam olarak bıraktığın o adamı
Sensizlikte çökmüş ve yatalak bulacaksın
Yıkılır gibi olacaksın bir an
Ve yıkılacaksın.

Yerden kalkarken
Şarkımızın çalındığını fark edeceksin
Kızacaksın bana
Sen geldiğin için çalınıyor zannedeceksin
Nerden bileceksin ki
Gittiğin o günden beri
Plaklarda hep aynı şarkının çalındığını
Dudaklarımda hep isminin ıslandığını..
Nerden bileceksin ki.

Sonra yerde boş sigara paketlerini fark edeceksin
“ Canımcım hani sen sigara içmezdin “ diye
Mırıldanacak dudakların
Nerden bileceksin ki
Sensizlikte her gece
Dudaklarımı ateşlere değdirip
Yüreğimi hasretinde delice yaktığımı
Umutlarımı rıhtımlara bıraktığımı
Nerden bileceksin.Ki

Duvarlara ilişecek gözlerin
İsminin yazılı olduğunu fark edeceksin
Neden ismimi boyadın diye soracaksın
Ne yazık ki yine yanılacaksın
Nerden bileceksin ki
Sensizlikte her gece ismini
Kanattığım dudaklarımla duvarlara yazdığımı.
Unutsan da beni, benim seni hiç unutamadığımı...
Nerden bileceksin ki..

Sandalyeye oturacaksın onca acıdan sonra
Bir şiir dikkatini çekecek kâğıtların arasından
Tek tek okuyacaksın satırlarını.
“ Sensizlikte bile tek varlığımsın
Kadere inat tek yaşama kaynağımsın
Ve unuttuğun bu yürekte hala unutamadığımsın
Ve sen... Sen benim tek Canımsın “.
Sessizce başladığın bu şiirin sonunu
Gözyaşlarınla sen bitireceksin


Göz pınarların sel olup dolacak avuçlarına
Kelimeler düğümlenecek dudaklarında
İşte o an Seni seviyorum
Seni seviyorum Canım diye
Delice bağırmak isteyeceksin...

Ve yatağımdan yere düştüğümü fark edeceksin
Ölmemelisin diye yalvaracak yüreğin
Bir soluğumu arayacaksın bedenimde
Nefes alacağımı, yaşayacağımı düşüneceksin
Ama yine yanılacaksın
Çünkü ben çoktan yüreğinde ölümü tatmış olacağım
Ve nerden bileceksin ki
Ölüme bile giderken
Son nefesimde dudaklarımda ismini andığımı
Acı çekerken bile gözlerimi gözlerinden ayırmadığımı
Nerden bileceksin ki...

Ne yazık ki hep yanıldın Canım
Ama. Ama sonunda
Unutulsam da seni ölümüne sevdiğimi
Ömür boyu hep seni beklediğimi
Sensiz geçen günü ömür değil; ölüm bildiğimi
Geç olsan da anlayacaksın...

__________________________________________________

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı